24 Eylül 2026 Perşembe
Köşe yazısı

AİLE SATRANÇ TAŞLARINA BENZER

Melek GürsoyMelek Gürsoy
22 Eylül 20263 dk okuma9 okunma
AİLE SATRANÇ TAŞLARINA BENZER

Satranç, Her taşın kendine özgü bir hareketi, bir görevi  olan bir zeka oyunudur. Hiçbir taş diğerinin aynısı değildir. Kimi öne çıkar, kimi geri planda kalır, kimi gerektiğinde kendini feda eder, kimi ise oyunun sonuna kadar saklanır.

Tıpkı hayat gibi… Aile gibi.

Ailede satranç taşlarına benzer. Herkesin bir rolü vardır. Herkes kendi yolundan yürür. Ama bir taş eksildiğinde oyun aynı oyun değildir artık. Bir boşluk oluşur ve o boşluğu ne kadar doldurmaya çalışsanız da eksikliğin izi hep kalır.

PİYON: İLK YOLU AÇANDIR

Piyon, satranç tahtasında ilk adımı atan taştır. Önündeki yolu açar, risk alır, gerektiğinde kendini feda eder. Bana hep ailedeki ağabeyi, ablayı hatırlatır. Çünkü büyükler çoğu zaman başkalarının geçeceği yollardan önce geçer. Onların deneyimleri, hataları ve göze aldıkları riskler, arkadan gelenlere bir yol bırakır. Hep fedakarlardır. Hatta çoğu zaman yaptıklarının karşılığını bile beklemezler. Ama piyon kolay harcanıyor diye önemsiz değildir. Aksine, tahtadaki küçük bir taşın bile oyunun kaderini değiştirebildiğini bize hatırlatır. Ailede de böyledir. Bir abi, bir abla eksildiğinde yalnızca bir kişi eksilmez; bir yol, bir tecrübe, bir sığınak eksilir.

AT: HAYIRSIZ ORTANCA MI?

Peki ya at? At bana hep ailenin ortanca çocuğunu hatırlatıyor. Biraz hayırsız, biraz başına buyruk, biraz da “Beni de unutmayın!” der gibi… L şeklinde hareket eder. Düz bir yolu yoktur. Herkesin gidemediği yerlere gider ama bazen kendisinin bile nereye gittiğini bilmediğini düşündürür. Sanki aile içinde nereye çekersen oraya giden, bazen ne yapacağını kestiremediğimiz o çocuktur. Ama belki de en çok sevilenlerden biridir. Çünkü atın başka hiçbir taşa benzemeyen bir karakteri vardır. En çok harcanan taşlardan biri olsa da tahtada kendine has bir yeri vardır.

Tıpkı ailenin ortanca çocuğu gibi…

Biraz yaramaz, biraz kırgın, biraz özgür ama her zaman kendine ait bir sıcaklığı olan.

FİL: EVİN KÜÇÜĞÜ

Ve fil… Bir sağa, bir sola savrulur. Ne yapacağı asla belli olmaz. Önündekini takip etmez. Kendi bildiğini okur. Bazen tökezler, bazen yanlış yola sapar ama yine de ilerlemeye devam eder. Ben filde ailenin en küçüğünü görüyorum. Haylaz, Uslanmaz. Sürekli diğerlerine dert olur. Ama yaptığı küçücük bir hamleyle bir anda herkesin yüzünü güldürür. Kızarsınız… Sonra dayanamaz, yine sarılırsınız. Çünkü ailenin küçüğü biraz da böyledir. Oyunun düzenini bozar ama oyuna neşe katar.

 KALE: SORUMLULUĞUN TA KENDİSİ

Peki kale? Kale bana evi hatırlatıyor. Güvenli, sağlam ve sorumluluk sahibi… Gidebileceği yol bellidir. Kolay kolay yön değiştirmez. Kendi çizgisinden şaşmaz. Tıpkı anne gibi. Evin yükünü sırtında taşıyan, herkesin dağıldığı yerde toparlayan, herkesin sığındığı o görünmez duvar gibi… Anne bazen kale gibidir. Sessizce bekler. Korur.  Sahip çıkar. Ve ne olursa olsun, yıkılmamaya çalışır. Çünkü bilir ki kale yıkılırsa evin duvarlarından biri eksilecektir.

 ŞAH: BABANIN SESSİZ OTORİTESİ

Ve sonra… Şah. Onu unutmak mümkün mü? Herkes onun hareketinin sınırlı olduğunu bilir. Bir adım. Net ve Keskin. Ama bütün oyun onun varlığı üzerine kuruludur. Bana babayı hatırlatıyor. Bazen tek bir bakışıyla ne söylemek istediğini anlatan, bazen bir cümlesiyle herkesin yönünü değiştiren o sessiz otoriteyi… Çok hareket etmez belki. Ama varlığı bile oyunun devam etmesi için yeterlidir. Çünkü şah düştüğünde oyun biter.

VEZİR: UMUDUN SON KOZU

Ve geldik belki de en önemlisine… Vezir.

Her yöne gidebilir. Her duruma uyum sağlayabilir. Bazen öne çıkar, bazen geri çekilir. Gerektiğinde başka taşların yapamadığını yapar. İşte ben vezirde bir bütünü görüyorum. Birliği, Sevgiyi, Saygıyı, Umudu… Her şey bitti sanıldığı anda ortaya çıkan son hamle gibi. Herkes yorulduğunda yeniden ayağa kaldıran… Bir kişi düştüğünde elinden tutan… Bir kapı kapandığında başka bir yol arayan… Bazen anne, bazen baba, bazen kardeştir vezir.

Hepsi bir araya geldiğinde aile olur.

Her taşın eksilebildiği bir oyundur Satranç tıpkı aile gibi Ama satrançta ailede, eksilen taşın yerini doldurmayı değil, kalan taşlarla birbirine daha sıkı tutunmayı öğrenmektir. Çünkü bazen kale oluruz.  Bazen şah.  Bazen ise piyon…

Ama ne olursak olalım, aynı tahtanın üzerindeyiz. Ve oyun devam ettiği sürece umut da vardır.

Bunlar da var